Sizce bu görsellerden hangisi diğer ikisinden farklıdır?
Bu görselleri iki kategoriye ayırmanız gerekseydi nasıl ayırırdınız?
Kültürel psikoloji dersinde anlattığım ve öğrencilerin çok ilgisini çeken bir çalışmada çocuklara tam olarak bu soruyu soruyor araştırmacılar. Amaçları verilen cevapları inceleyerek farklı kültürden gelen çocukların zihinsel işlevlerinde farklılıklar görülüp görülmediğini anlamak. Çocukların nesneleri nasıl kategorize ettiğini inceleyerek farklı kültürlerin dünyayı kavrayışlarında bir çeşitlilik olup olmadığını görmeye çalışıyorlar.
Sonuçlar gerçekten de ilgi çekici. Bazı çocuklar, havucun köpek ve tavşandan farklı olduğunu düşünürken, bazı çocuklar da köpeğin tavşan ve havuçtan farklı olduğunu belirtmiş. Bu ne anlama gelir?
Taksonomik organizasyon zihin, yani nesneleri niteliklerine göre kategorilendiren bir düşünce yapısı havucu farklı görecektir çünkü köpek ve tavşan hayvandır/canlıdır ama havuç bir yiyecek/nesne olduğu için bunlardan farklıdır. Tematik organizasyon yapan bir zihin ise nesneleri ilişkilerine göre kategorilendirir; dolayısıyla bu soruya cevap olarak köpeğin farklı olduğunu söyler. Çünkü havuç ve tavşan birbiri ile ilişkili iken (tavşan havuçları sever) köpek bu bağlamda ilişkisiz kalır.
Bu düşünme biçimleri analitik ve holistik düşünme biçimlerine örnek olarak verilebilir.
Nitekim kültürel psikoloji derslerinde de bu örnekleri algı ve biliş konusunu anlatırken veriyorum. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var. Analitik düşünme genelde Batı’da, bireyci/kapitalist kültürlerde görülürken holistik düşünce daha çok Doğu’da toplulukçu ve kapitalist olmayan kültürlerde görülür.
Siz bu soruya ne cevap vermiştiniz?
Türkiye’de hangi düşünme stilinin daha yaygın olduğuna dair yapılmış bir çalışmaya rastlamadım ancak çalışmalar hem analitik hem holistik düşünme biçimlerinin üstün başarılı öğrencilerde eşit derecede görüldüğün göstermekte.
Öte yandan, özellikle Psikoloji lisans ve lisansüstü programlarında verdiğimiz Batı temelli Pozitivist eğitimin analitik düşünceye önem verir biçimde şekillendirilmiş olduğunu düşünürsek Psikoloji alanında çalışan araştırmacıların analitik düşünme sistemine daha yatkın olduğunu düşünüyorum.
Niteliksel Araştırmada Düşünce Sistemleri
Niteliksel araştırma yaparken de bugüne kadar güçlendirdiğimiz analitik düşünce kadar holistik düşünceyi de güçlendirmeyi öğrenmek gereklidir. Holistik düşünce ilişkisel (assosicative) bir düşünme biçimidir bir başka deyişle şeyler arasındaki ilişkiye ve bağlama dikkat kesildiğimiz, nesnelerin bağlam içinde anlam kazandığı bir düşünmedir. Sabit ve soyut kuralların uygulanmasındansa deneyim yolu ile kazanılan bilgiyi önemli görür.
Bu çerçevede baktığımızda niteliksel analiz holistik düşünme becerisini geliştirdikçe başarılı ve tutarlı hale gelebilecek bir analiz yöntemidir. Nedensel, temporal ve uzaysal biçimlerdeki ilişkileri daha net biçimde görmeyi öğrenmek, nesnelerin bağlam içindeki anlamını çözümlemeyi öğrenmek yıllar süren bir egzersizin sonucunda meyvelerini verir.
Niteliksel analizin sistematiklikten uzak bulunması belki de birçok sosyal bilimcinin perspektifinin bu anlamda genişletilmemiş olmasının sonucu olabilir. Ben de -hayat boyu analitik düşüncede eğitilmiş bir zihinle- niteliksel analizle ilk karşılaştığımda bunun bilimsel bir pratikten ziyade edebiyata yakın olduğunu düşünmüştüm. Okuduğunuz “niteliksel” çalışmaların birçoğu gerçek bir tematik kategorizasyon yerine yine bir taksonomik kategoriszasyon sunuyor olabilir. Zira belki de Psikolojideki baskın söylem içinde holistik düşünce yabancı ve egzotik bir meraktan öteye gidemiyor olabilir.
Aldığımız Batılı ve analitik düşünceye yönlendiren eğitimin sonucunda taksonomik kategorizasyon eğiliminde olmamız ve niteliksel analiz türleri içinde, içerik analizinin (örneğin tematik analize kıyasla) birçok öğrenciye daha kolay gelmesi de bu bakımdan tesadüfi değildir. Okulöncesi eğitime başladığımız andan itibaren analitik düşünmeye dair becerilerimizi geliştirmeye yönelik bir eğitim alırız. Böylesi bir eğitimin sonucunda zihnimizin başka biçimde düşünmeye yüreklendirmek güç gelebilir, ancak imkânsız değildir. Bakış açımızı ne yönde değiştirmemiz gerektiğini; odağımızı nasıl ayarlamamız gerektiğine dair anlayış bir kere kavrandığında gerisi çorap söküğü gibi gelecektir.
Kaynaklar
Heine, S. J. (2015). Cultural Psychology. Norton.
İspir, A. O., Ay, S. Z. ve Saygı, E. (2011). Üstün Başarılı Öğrencilerin Öz Düzenleme Stratejileri, Matematiğe Karşı Motivasyonları ve Düşünme Stilleri. Eğitim ve Bilim, 36(162).